Tesadüf" Sandığımız Şeylerin Mimariyi İnşa Etme Biçimi
Eğer bir ilişkiye yeni yaklaşıyorsanız, her şeyin büyük ve belirgin bir olay örgüsü içinde gerçekleştiğini düşünmeniz doğaldır. Bir kıvılcım, beklenmedik bir karşılaşma, kaderin öngördüğü bir buluşma… Bu büyük anlatılar, başlangıcın ihtişamını korumak için ihtiyacımız olan birer dekor olabilir. Ancak on yılı aşkın bir yolculukta anladım ki, en sağlam yapılar en görkemli dramatik olaylarla değil, aksine, inatçı bir sakinlikle ortaya çıkar.
İnsanlar arası ilişkilerin ilk aşamalarını bir dans sahnesi olarak görürler; her adım bilinçli, tutkulu ve ölçülüdür. Ama ben, o dansın değil, fondaki sessizliği inşa eden mühendislik çizimlerini okuyorum. Ve bu sessizliğin içinde, o ‘tesadüf’ denen kavramın aslında ne kadar da yanıltıcı olduğunu görüyorum.
Tesadüfin Anatomik Reddi
Bizim hayatlarımızda, bazen yan yana geldiğimiz şeyleri tesadüf diye etiketleme eğilimimiz oluyor. “Bugün bunu söyledik, onu dinledi, belki de bu yüzden birbirimizi anladık.” Bu, o anki duygusal yoğunluğun yarattığı kısa devreler. Bu, bir sonraki aşamaya geçiş için aceleci bir özetleme biçimidir.
Gerçek ise daha katmanlıdır. Bir binanın temeli, üst katın heyecanıyla değil, alttaki taşıyıcı kolonların uzun ve sıkıcı hesaplamalarıyla atılır. İlişkideki o ‘tesadüfi’ görünen uyumlar, yüzeydeki bir dans değil, binanın kolonlarıdır.
Benim gözlemlediğim kadarıyla, bir uyumun tesadüf olması için, o uyumu oluşturan tüm değişkenlerin tamamen öngörülemez olması gerekir. Oysa uzun vadeli bağlar, aslında önceden belirlenmiş bir sistemin zorunlu sonucu haline gelir.
Örneğin, bir tartışmanın yarattığı gerilim noktasını düşünün. Gençken, bu gerilim bizi parçalayacak bir deprem gibi gelirdi. Şimdi ise, bu gerilimin geldiği noktanın, aslında bizi birbirimize daha sağlam bir şekilde kenetleyen bir gerilim noktası olduğunu anlıyorum. O gerilimin kaynağını, o bilinçaltı ihtiyacımızı, o ‘olması gereken’ en ince ayarı bulunca, artık bu olaylar rastgele gelmiyor. Onlar, bir sistemin girdisi veya çıktısı oluyor.
Yanlış Okunan Senkronizasyon
Bu durum, çoğu insanın genç yaşta deneyimlediği o yoğun, uçuşmaya benzeyen ‘aşk’tan farklıdır. O uçuşma, motorların henüz ayarlanmamış, sadece gücünün hissine kapılan bir denemedir. Benim deneyimlediğim ise, motorların en optimum devirde sabitlendiği, pusulaların birbirini onayladığı o kritik aşamadır.
Bu sabitlenme anında, en ufak bir hareket bile enerjiyi boşa harcar. Her iki taraf da, o anki duygusal yükle değil, ortak bir vizyonun gerektirdiği minimum eforla hareket eder. İşte bu, tesadüfi bir karşılaşma değil; bu, mimarın en ufak bir kaymaya bile izin vermediği, kusursuz bir yapısal bütünleşmedir.
Dolayısıyla, eğer bir ilişkide sürekli olarak “Bu tesadüf oldu,” diye bir açıklama yapma ihtiyacı hissediyorsanız, muhtemelen henüz o yapısal sabiti bulamamışsınızdır. Bu büyük bir dram değil, sabırlı bir inşa sürecidir. Ve en iyi inşaatlar aceleye gelmez.